Yaşamak, Sevmek ve İstanbul..

24 mayıs 2010.. ve 76. günden beri artık günleri saymıyorum :)
Günleri saymadan, ne olur diye düşünmeden, eksilmeden..
Yaşamak..
Yüreğimin taşıyabildiği kadar, keşke demeden, pişman olmadan..
Sevmek..
Kaybolmadan, yorulmadan, vazgeçmeden..
İstanbul..

Tepkiler: 

Bu Sabah..

13 Mayıs 2010.. 76. gündeyim..
ve hiç bir İstanbul sabahına böyle uyanmadı gözlerim..
dün akşam bu şehre kalbimi verdim...........

Tepkiler: 

Benim İstanbul'um..

11 Mayıs 2010.. 74. gündeyim..
Bikaç zamandır yazacak fırsat bulamadım. Ama aklım hep burdaydı..
Bu süre zarfında İstanbul'dan uzak kaldım biraz. Keyifsizliğim geçti.. Yeniden gülümsüyorum :)
5 Mayıs'ta 68. günün akşamı Ahırkapı'daydım.. Banliyö trenine atlayıp gittim şenlik alanına.. Şehirdeki tüm insanlar ordaydı sanki.. Renk renk kurdelelerle süslenmiş ağaçlar büyüledi beni.. Romanların davulu, zurnası çaldı durdu bütün gece..
Ben de yazdım çizdim bişeyler. Gül ağacının altına gömdüm..
Eve döndüğümde uyumadan önce dua ettim. Baharla birlikte çok güzel şeyler olsun istedim..

Bugün 74 gün oldu.. Hani yazmasam inanamıycam. 74 gündür denize bakıyorum, İstanbul'a bakıyorum, kendime bakıyorum.. Herşey nasıl da tanıdık olmaya başladı..
10. günkü benle şimdiki nasıl farklı ama nasıl da ben..
İstanbul nasıl her geçen gün biraz daha yerleşiyor zihnime.. İnsanlar neden artık o kadar çeşitli, o kadar ürkütücü değil?

Bu sanırım sorgulama sonrası yeni bir evre.. Alışma..
Bakalım ne kadar sürecek..

İyi geceler benim İstanbul'um..

Tepkiler: 

Hıdrellez..

04 Mayıs 2010 67. gündeyim..
Son 2 gündür (sanırım yine yediğim bişilerden) her tarafım kızardığı için kendimi kötü hissediyordum. Bu yüzden işten eve ve evden işe gidip geldim.. Otobüsün camından baktım İstanbul'a.. Keyifsizim.. Eğer yarın daha iyi olursam Ahırkapı Hıdrellez Şenliklerine gitmek istiyorum.

Dilek tutup, gül ağacının altına resim çizip gerçekleşmesini beklemek için..

Tepkiler: 

Tarihi Yarımada..

01 Mayıs 2010 Cumartesi, 64. gündeyim..
Bugüne kadar gezip gördüğüm ve burda anlattığım pek çok yeri ve aslında özellikle yaşadığım bölgenin bütününü algılamakta güçlük çekiyordum ve bu sebeple bir haritaya ciddi şekilde ihtiyaç duyduğumu hissettim. Aslında gönlümden heryeri yukardan izleyebilmek geçiyor :) ama bu biraz zor sanırım.. O yüzden internette ufak bir araştırmayla ve edindiğim bir haritayla birlikte bütünlük algım tamamlandı. Şimdi size Öznur'un gözünden Tarihi Yarımada'yı ya da Sur İçi'ni anlatmak istiyorum..
Tarihi yarımada Fatih ve Eminönü ilçe sınırlarını da içine alan ve hakiki İstanbul olarak adlandırılan kısımdır. Diğer bir ifadeyle şehre sonradan eklenen kısım değil Fatih'in fethettiği İstanbul'dur.. Bu sebeple yarımadanın tamamı şehrin korunması amacıyla surlarla çevrilmiştir ki bu gerçekten inanılmaz bir görüntü oluşturur.. İşte Sur İçi adı da burdan gelmektedir.
Mısır'dan Roma'ya, Bizans'tan Osmanlı'ya kadar pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmış olan bu bölgede bunların her birinden izler görmek mümkündür. Bu özelliğiyle eşsiz bir yapıda olan yarımada Sultan Ahmet Meydanı, Ayasofya, Eminönü (Yeni Camii, Kapalı Çarşı, Mısır Çarşısı) Süleymaniye Camii, Yerebatan Sarnıcı ve Topkapı Sarayı ile muhteşem bir tarihi barındırmaktadır. Bence bölgede atlanmaması gereken yerlerden biri de Beyazıt ve Çemberlitaş tarafıdır.

Aslında en temelde insanı etkileyen, camileri, kiliseleri ve yapılarıyla görülebilen şudur ki Suriçi'nde kültürler, dinler, ırklar yüzlerce yıl barış içinde, bir arada yaşadılar.
ve İstanbul'un şiirlere ve şarkılara konu olacak muhteşem hikayesi tam da burda başladı..
Tıpkı benim hikayem gibi..

Tepkiler: