Korkular..

30 Haziran 2010 Çarşamba. Bilmediğim sayıda bir gün.. İstanbul'dayım..
Yağmur durmaksızın yağmaya devam ediyor..
Sabah biraz erken çıkıp evden Yeni Camii'ye uğradım yine.. Kimseler yokken..
Aslında bu buraya yazılmalı mı bilmiyorum..
Bir köşeye halının üstüne oturup gözlerimi kapadığımda bütün dünya kayboluyor kafamın içinde..
Üzüntülerim, sevinçlerim, geçmişim, geleceğim.. Kalbimi, kafamı dolduran herşey, hayatım.. Hepsini orda yeniden anlatıyorum kendime..
Nasıl yok sayıldığımı hissetmişim eskiden.. ve nasıl var olmaya çalışıyorum şimdi yeniden..
Nasıl zorluyo beni nefsim.. Nasıl.. Nasıl üzüyo beni korkularım..
Hepsini susarak anlatmak istiyorum..
İstiyorum ki sen anla beni.. Korkularımı anlatmadan, anla.. Çünkü korkuları anlatmak kolay değil.. Sana bile..
İstiyorum ki, verdiğimiz bir mola'da kalbin benimkinin üstünde atarken bitsin gitsin hepsi..
İstiyorum ki galaksiler gibi gözlerinde dursun İstanbul..

Tepkiler: 

Ankara'da uyuyakalmak..

23 Haziran 2010 Çarşamba..
Ağladım geçti gitti.. :) Bilenler bilir ağlamaktan çekinmem..

İstanbul'dan uzakta geçiricem bu haftayı.. Ben yokken yağmurlar yağmış.. Dönüşte yine güsel güsel şeyler yasıcam.. :)
Burda, Ankara'da, evimdeyim.. Sakinim.. Gittiğim her yerde beni unutmadığını gösteren şehir sanırım İstanbul günlükleri tutmamdan biraz rahatsız olmuş olacak ki güneşini benden gizledi.. :) Ama bilmelidir ki onun kalbimdeki yeri bambaşka..
Dün akşam annemin dizlerinde uyuyakaldım..
İşte beni çağırıolar içerden..
Geliyorummm.. :)

Tepkiler: 

18 Haziran 2010 Cuma..

Ağlıyorum..

Tepkiler: 

Yeni Camii'de Kuşlar..

Onca kuşun sırf yem atıldığı için orda olduğunu düşünmek cahilce geliyor bana..
ve "Gerçekten neden?" diye düşünmeyi sevdiğimden ya var olan başka bişeyler buluyorum ya da buna inandığımdan öyle oluyor bilmiyorum.. :)Ya da gerçek tam da göründüğü gibiyse..?
Yine karmaşık yazmaya başladım..
Ama hayat karmaşık ben napabilirim ki.. :)

Kuşlar gerçekten neden orda..?

Tepkiler: 

Tek bir oyun, sonra kalkıp gidersin..

03:46 by Öznur 0 yorum
17 Haziran 2010 Perşembe.. Bilinmeyen bir gündeyim..
Çok uzaklardasın.. Şehre aidiyet duygum sarsılıyor.. İstanbul, ilk geldiğim günlerdeki gibi değil ama bomboş şimdi.. Özlemek geçici de olsa, ilk defa aramıza giren milyonlarca kilometre gözümde büyüyüverdi bu sabah.. ya da zaten büyüktü de ben görmezden geldim..
Neyse ki yanında bol bol çikolatayla geleceksin.. eheh :) İşte tek ve gerçek tesellim..

Bugün ve önümüzdeki bikaç hafta özlemekle geçecek..
Bekliyorum..

Tepkiler: 

Prinkipo.. ;)

Bir Büyükada hikayesi yazılacak buraya..
Şimdilik aklımda bekletiyorum onu.. Her bir anının güzelliklerini eksiksiz aktaracak kelimeleri bulduğumda burda olcak.. ;)

Tepkiler: 

Gezi Notları 3 (Eyüp Sultan ve Pierre Loti..)

8 Haziran 2010 Salı..
İstanbul'a ilk geldiğimde yağan yağmur bana ev özlemiyle de birlikte hüzünlü, sonrasında malum sebeplerle romantik :), bugün ise tem bir felaket geldi.. :))
Ayakkabılarımın içine giren suyla beraber yaptığım sabah yolculuğu, ofise gelirken aldığım palyaço çorabına benzer dize kadar uzun ve rengarenk bir çorapla sonlandı.. ehehe
Olsun yine de şikayetçi değilim.. :)
Gezi Notlarımın 3. bölümüne Eyüp Sultan'dan başlamak istiyorum.. İstanbul'un enerjisini en yoğun ve biraz da korkutucu hissettiğim yerlerinden biriydi Eyüp Sultan.. Kesinlikle normal değil.. Mezarlıkla Camii yanyana olduğundan ve yatırlar çok fazla olduğu için çok yoğun bişey hissediosunuz.. Size tek tavsiyem mutlaka gidip ziyarette bulunun.. ve fakat içinizden ne geçireceğinize çok dikkat edin.. ;)

ve gelelim Pierre loti'ye..
Caminin hemen yan tarafından Pierre Loti'ye doğru mezarlığın içinden çıkan inanılmaz bi yol var.. Oldukça sağlam bi tırmanış gerektiriyo ama sıkı durun.. Sizi oraya yorulmadan çıkartacak harika bişey var. Bi teleferik ! Efet.. Teleferiğe binip yorulmadan hop die çıkabilirsiniz.. Yanlız tavsiyem inerken mutlaka yürüyün..

İstanbul aşığı Fransız bir yazar Pierre Loti bildiğiniz gibi.. Asıl adı farklı olmakla birlikte Haliç'e şimdiye kadar hiç görmediğim kadar güzel bakan Pierre Loti kahvesine adını veren adam..
Akşama doğru orada oturup çay içmek insanı bambaşka yapıyor.. Ama eminim akşamki manzara çok daha muhteşemdir.. Adı üstünde Altın Boynuz Haliç gece burdan muhteşem görünüyo olmalı..

Bi gün onu da gördüğümde yazacağım mutlaka..

Tepkiler: 

Gezi Notları 2 (Rumeli Hisarı ve Aşiyan..)

Rumeli Hisarı.. Ben bu şehre geldiğimden beri böyle muhteşem bir manzara daha görmedim.. Zaten amacı gereği güvenliğin sağlanabilmesi için boğazın tamamına hakim biçimde inşa edilmiş bir yapı.. Dolayısıyla o geniş görüş açısı elbette başka bir yerde de yok.. Gerçekten inanılmaz.. Ayağınıza rahat bir ayakkabı giyip hisara çıkmanızı tavsiye ederim çünkü basamaklarla yukarıya tırmanmanız gerekiyor.. Emin olun biras yorulmaya değer çünkü her basamakta manzara biras daha güzelleşecek..

Hisardan çıkıp Bebek'ten aşağıya doğru yürürken bildiğiniz gibi sağda Aşiyan Mezarlığı var.. Mezarlığın yanında üstünde Aşiyan Müzesi yazan bir tabela göreceksiniz :) Biraz dik bir yokuş olduğunu itiraf etmeliyim ancak Ünlü Türk şairi Tevfik Fikret`in 1906-1915 yılları arasında yaşadığı ev müze haline getirilmiş ve oraya evden ziyade eski, hüzünlü ve 40'lı yaşlarında, ömrürün belki en güzel yıllarında vefat eden bir insanın muhteşem yuvası diebiliris.. Zira Aşiyan Farsça Yuva anlamına geliyor..

Tepkiler: 

Gezi Notları 1 (Beylerbeyi..)

07:00 by Öznur 0 yorum
Gezinin ilk günü Beylerbeyi sahilde güsel bi geziyle başladı.. İstanbul'a gelindiğinde mutlaka gidip görmesi gereken biyer Beylerbeyi.. Keza Beylerbeyi sarayı da öyle.. Buradan boğazı izlemek muhteşem gerçekten.. Küçük bir not olarak denize kıyısı olan o muhteşem caminin yanındaki balıkçı restoranında sabahları kahvaltı olduğunu ve menemeninin de çok lezzetli olduğunu hatırlamak isterim.. :) Fiyatları da öyle korkulacak gibi değil..

Bizim şansımıza bir turist gezi teknesi burada olmayacak biyere yanaşıp turistlere "Atlayın!" deyince en az benim kadar maceracı bir ruha sahip olan annemin de "Nereye gidiosunuz evladım biz de gelelim" nidalarıyla kendimizi teknede bulmamız ve acaip bi boğaz turundan sora Eminönü'ne iniş yapmamız da ayrı bir olaydı hehe :)
Haliyle Eminönü'nde, Mısır çarşısı, Kapalıçarşı, Sultanahmet derken gün, gün batımına karşı yenen bir balık ekmekle son buldu..
Ertesi gün Gezi Notları 2 de.. ;)

Tepkiler: 

Yazmayı özlemek..

06:17 by Öznur 0 yorum
Bugün 07 Haziran 2010 Pazartesi.. Saymadığım ve dolayısıyla kaçıncı olduğunu da bilmediğim bir İstanbul günündeyim.. :)
Sabahleyin Haliç'in puslu havasında denizi gördüğümde yazmaya devam etmeliyim dedim.. Evren de bu iç sesimi destekleyen mesajlar gönderince iyice emin oldum :)
Geçen zaman içinde neler yaptığımı anlatmak için max. motivasyona sahibim yani :)
Bikaç hafta önce biricik annemin İstanbul'a kendisinden uzakta yaşayan minik kızını :) görmeye gelmesiyle gezi maratonum deli bi hız kazandı haliyle :)

Tüm adımlarıyla tek tek değineceğim bu geziye.. Ayrıca gidilen yerlerde neyi nasıl yapmak işi kolaylaştırır, nerde ne yenir gibi ayrıntıları da paylaşmak istiyorum.. :)

Tepkiler: